Kısa Bilgiler


Karaciğer

İnsan vücudundaki en büyük solid organdır. Portal ven ve hepaitk arter tarfından sağlanan ikili kan akımı ile eşsiz bir yapıya sahiptir. Glikojen depolama , protein sentezi , immunite ,detoksifikasyon, safra üretimi ve salgılanması gibi hayati fonksiyonlara sahip olan bir organdır. Çeşitli paraziter hastalıklar, iyi yada kötü huylu tümörler nedeniyle cerrahi girişimler girişimler gerekebilmektedir.

Bu girişimler tüm dünyada artan sıklıkta uygulanmaktadır. Cerrahi tekniğin gelişmesi , anesteziyoloji ve radyoloji alanlarındaki gelişmeler ile ileri teknoloji ürünü cihazların kullanıma girmesi karaciğer ameliyatlarındaki mortalite ve morbidite oranlarını azaltmıştır. Deneyimli merkez ve cerrahlar tarafından yapılan ameliyatlar sonrasında hastaların hastanede yatış ve normal yaşama dönme süreleri kısalmıştır.

Pankreas

Pankreas 15-25 cm uzunluğunda 70-110 gr ağırlığında bir organdır. Mide , onikiparmak barsağı, kalın barsak ve dalak ile komşuluğu bulunan bu organ , vücut kan şekerini dengede tutabilmek için gerekli hormonları ve sindirim için gerekli enzimleri salgılamaktadır. Pankreasın çeşitli hormon salgılayan yada salgılamayan tümörleri , pankreatit olarak adlandırılan bakteriyel olmayan inflamasyonu , çeşitli kistik lezyonları ve kötü huylu tümörlerinin tedavisinde cerrahi tedavi önemli bir yer tutmaktadır. Pankreas baş kesimine yerleşmiş tümörlerde, pankreasın başı ile birlikte, safra kesesi, ana safra kanalının bir kısmı, oniki parmak bağırsağı ve gerekirse midenin bir kısmı ve etraf lenf bezleri blok halinde çıkarılmaktadır. Oldukça kompleks ve deneyim gerektiren bu ameliyat için dünyada kabul edilen ölüm oranı %5 ve altındaki orandır. Yine ameliyat sonrasında ortaya çıkan komplikasyonlar için dünyada kabul edilen oran %15-20’dir. Tecrübeli ekipler tarafından yapılan girişimlerin sonuçları ülkemizde dünya standartları ile yarışacak düzeydedir.

Metabolik Cerrahi

İlk olarak Reaven tarafından hiperinsülinemi, bozulmuş glikoz toleransı ve artmış LDL ve TG düzeyleri sendrom x tanımlamış 1998 yılında Dünya Sağlık Örgütü tarafından insülin rezistansı , bozulmuş , glikoz toleransı ile birlikte obezite ,mikroalbuminüri ve hipertansiyondan ikisinin birlikteliğini metabolik sendrom olarak tanımlamıştır. Bu gruptaki bireylerde gelecekte diyabet ve aterosklerotik kalp ve damar hastalıklarının gelişme riski olmayanlara göre 2-5 kat fazladır . Uygun hastalarda bir çok farklı cerrahi girşim ile obezite ve diyabetin tedavisi mümkündür. Bu tip durumlarda hastanın vücut kitle indeksi , hormonal düzensizlikler , diabet varlığı, hipertansiyon ,uyku apnesi , eklem rahatsızlıkları gibi durumlar değerlendirilerek hastaya en uygun cerrahi girişim seçeneği sunulmaktadır.

Safra Kesesi

Safra kesesi karın sağ üst bölgesinde karaciğerin altında yer alan bir organdır. Başlıca görevi karaciğerin ürettiği safra sıvısını depolamaktır. Safra yağlı maddelerin emiliminde rol alır. Safra kesesinde biriken safra beslenme sırasındaki çeşitli uyaranlar sonrasında safra kesesinin kasılması sayesinde onikiparmak barsağına itrah edilir. Safra içerisindeki maddelerin konsantrasyonlarının bozulması sonucu safra kesesi içerisinde taşlar oluşur. Bu taşların tanısı en sık ultrasonografi ile konulurken başka sebepler ile yapılan radyolojik tetkiklerde de tesadüfen saptanabilir. Safra kesesi taşlarının tedavisinde karın ağrısı, safra kesesi iltihabı, pankreatit yada taşların safra yollarına düşerek burada tıkanıklığa yol açtığı tıkanma sarılığı gibi durumlarda cerrahi girişimler gerekebilmektedir. Günümüzde safra kesesi ameliyatlarının büyük çoğunluğu kapalı ( laparoskopik )yöntemle yapılmakta bu sayede hastaların ameliyat sonrasında ağrı şikayetleri büyük ölçüde azalmakta taburculuk ve normal hayata dönüş süreleri kısalmaktadır.

 


Primum non nocere

"